Kurumların elinde birçok seçenek var. Her adımı belirleyen ana konu ise izinli mi yoksa izinsiz mi bir blockchain seçileceği tartışması oluyor.

Özel blockchain’ler gizlilik, regülasyon uyumu ve kontrollü mutabakat sunuyor. Kamuya açık blockchain’ler ise bileşen uyumluluğu, likidite ve açık altyapı sağlıyor. 19 mart 2026 tarihi itibarıyla veriler, cevabın aslında ortaya çıktığına işaret ediyor: Ethereum üzerinde yaklaşık 16 milyar dolar değerinde dağıtık Gerçek Dünya Varlığı (RWA) bulunuyor.

Permissioned ve Permissionless Blockchain’ler: Tartışmaya Gerçek Veriler Geldi

Zincir üstünde iki farklı varlık kategorisi mevcut. Aradaki farkı bilmek, izinli ve izinsiz blockchain tartışmasının tam kalbinde yer alıyor.

Dağıtık varlıklar, blockchain’in bir dağıtım katmanı olarak kullanıldığı, yatırımcıların kendi cüzdanlarıyla abone olup yönetim yaptığı yapılarda karşımıza çıkıyor. Bu varlıklar transfer edilebiliyor ve lending protokolleri ile merkeziyetsiz kripto para borsası (DEX) entegrasyonuna imkan veriyor. Temsili varlıklar ise blockchain’i yalnızca kayıt ve şeffaflık için kullanıyor, yatırımcı transferi veya dağıtımı söz konusu olmuyor.

19 mart 2026 itibarıyla rwa.xyz verilerine göre Ethereum dağıtık değerde neredeyse 16 milyar dolar ile başı çekiyor. BNB Chain ise 3,2 milyar dolar ile ikinci, Solana 1,8 milyar dolar ile üçüncü sırada. Bu büyümeyi en çok hareketlendirenler ise tokenize fon’lar: Hazine bonoları, tahviller, para piyasası fon’ları… Ancak büyük sürpriz şimdi geliyor!

Canton, temsil edilen varlıklar tarafında 352 milyar dolar ile baskın. Üstelik bu rakam, Ethereum’daki 16 milyar doları katbekat aşıyor. Ancak bu tutar, fon girişi ya da yatırımcı sermayesi anlamına gelmiyor. Bu sadece kapalı bir ağda kurumsal kayıt tutma işlemi.

Bu konuyla ilgili BeInCrypto’ya özel olarak konuşan Franklin Templeton İnovasyon Başkanı Sandy Kaul, hiçbir özel blockchain’i adıyla anmadan şöyle dedi:

‘Geleceğin ekosisteminde özel blockchain’lerin yer alacağına inanmıyorum. Çünkü genellikle bu tip çözümler, 50-60 kişilik küçük ekipler tarafından geliştirilmiş oluyor. Tek bir kuruluşun sahipliğinde, tüm işlem doğrulama sorumluluğu da yine tek bir elde toplanıyor’ dedi.

Kaul’un bu yaklaşımı, izinli ve izinsiz blockchain sorusunun bam teline dokunuyor.

Canton, sadece 13 Süper Doğrulayıcı ile çalışıyor. Ethereum’da ise 10.000’in üzerinde node var. Özel ve kamuya açık altyapı arasındaki güvenlik ve merkeziyetsizlik farkı inanılmaz boyutlarda.

Ethereum’daki Büyük Tokenize Fon’lar İzinli: Sebep Tam Da Bu

Ethereum’daki Rwa.xyz varlık tablosu, neden dağıtık değerin kamuya açık blockchain’lerde toplandığına ışık tutuyor. BlackRock BUIDL’ün aktif piyasa değeri 785 milyon dolar. WisdomTree Treasury Money Market ise 619 milyon dolar. BlackRock USD Institutional (BUIDL-I) ise 481 milyon dolara sahip. Ayrıca Fidelity, Ondo ve Superstate gibi devler de milyonlarca dolarlık varlıklarını Ethereum’a taşıyor.

Bunların hepsi izinli erişim gerektiriyor: Cüzdan beyaz listeye alınmalı ve KYC doğrulaması şart. Regülasyona tabi olan menkul kıymetlerde KYC mutlak zorunluluk. Burada pazarlık payı yok.

Ancak kurumların ihtiyacı bununla bitmiyor. Küresel likidite, 7/24 mutabakat ve 3. parti protokol’lerin ürünlerin etrafında özgürce ürün geliştirebilmesi de isteniyor. Bu üçünü bir arada sağlayabilen tek zemin izinsiz altyapılar.

BeInCrypto Uzmanlar Konseyi video panelinde Bitwise Asset Management Yatırım Direktörü Matt Hougan, bu kısıtların nasıl aşılabileceğine dikkat çekti:

‘Benim nihai görüşüm şu: Blockchain’lerin izinsiz ve açık mimarisi kazanan taraf olacak. Özellikle AML/KYC süreçlerinde sıfır bilgi ispatı teknolojisini kullanabilirsek bu bir devrim olur. Dünya açık bir ekosistemde olmak istiyor. Zaten teknoloji genel olarak hep bu yolda ilerledi’ dedi.

Hougan ayrıca şunu da ekledi:

‘Bazı daha izinli deneyler göreceğiz çünkü kurumlar adeta parmaklarını suya daldırıyor. Sonuna kadar ilerlemek için güven duymaları gerek. Benim ana senaryom ise izinli değil izinsiz çözümler’ diye belirtti.

Standard Chartered Dijital Varlık Araştırma Küresel Başkanı Geoff Kendrick ise aynı panelde görüşlerini şöyle paylaştı:

‘Matt ile aynı fikirdeyim: Uzun vadede izinsiz çözümler kazanacak. Hatta bana göre daha da net olan bir şey var: Kısa vadede bile Ethereum, geleneksel finansın sisteme dahil olması sayesinde öne çıkacak’ dedi.

Aslında özel blockchain geliştiricileri dahi bu değişimi kabul etmeye başladı.

HSBC ve Bank of America gibi devlerin de kullandığı ve izinli ağlarda 10 milyar doların üzerinde tokenize RWA barındıran R3 Corda, 2025 yılında Solana ile bir ortaklık açıkladı. Bu adım, halka açık likiditeye erişim isteği olarak yorumlanıyor.

Kaul’un BeInCrypto’ya özel açıklamaları, R3’ün dönüşünün de teyit ettiği önemli noktaları yeniden gündeme getiriyor. Şöyle dedi:

‘Bunu Ethereum veya Solana gibi halka açık bir blockchain ile kıyaslayın. Ethereum’da 4.000’den fazla geliştirici var ve güvenlik açıklarını tespit etmek için ödüller sunuluyor. 10.000’den fazla farklı node, işlemleri doğruluyor ve verilerin onaylanabilmesi için %51’lik bir uzlaşı gerekiyor. Bu nedenle sahte bir işlemin gerçekleşme ihtimali istatistiksel olarak çok daha düşük çünkü ağı manipüle etmek için gerekli merkeziyetsizlik çok büyük bir alan oluşturuyor’ dedi.

İhraçlar artıyor. Geçiş süreci başlamış durumda. Fakat açık yapıda, izinli token’larda tutulan sermaye sadece işin yarısı. Diğer yarı ise, bu sermayenin gerçekten DeFi içinde değerlendirilebilmesi. İşte Aave Horizon tam da bunu canlı olarak test ediyor.

Horizon: Hibrit Model Hala Başlangıç Aşamasında

Aave Horizon, hibrit modellerin protokol seviyesinde işe yarayıp yaramadığını test ediyor. Ethereum üzerinde, Gerçek Dünya Varlığı (RWA) teminatı ile izinli kurumsal borçlanmayı; aynı zamanda izin gerektirmeyen stablecoin borç verme imkanıyla birleştiriyor. Konsept sağlam. Ancak erken veriler, işin o kadar da basit olmadığını gösteriyor.

Aave’in izin gerektirmeyen protokolünde, DefiLlama’ya göre, mart 2026 itibarıyla yaklaşık 42 milyar dolar’lık bir TVL (kilitlenen toplam değer) bulunuyor. Aynı protokolün izinli RWA kolu Horizon ise 2025 aralık ayında piyasa büyüklüğünde yaklaşık 600 milyon dolar ile zirveye çıktı fakat sonrasında 350 ila 400 milyon dolar bandına kadar düştü. Yani Horizon, kurumsal yatırımcılar için özel olarak tasarlanmış olmasına rağmen Aave’in toplam TVL’sinin %1’inden bile azına sahip.

@entropy_advisors ve @mrvega14 tarafından Dune Analytics’te paylaşılan veriler, teminat girişlerinin 2025 sonlarında yaklaşık 300 milyon dolar’dan, şubat 2026 itibarıyla 141 milyon dolar’a gerilediğini gösteriyor. Bu tutarın 123 milyon dolar’ı Superstate Crypto Carry Fund (USCC) tarafından sağlanıyor. Yani kalan teminatın neredeyse %87’si tek bir ürüne ait.

Janus Henderson’ın treasury ürünü (JTRSY) ve US Yield Coin (USYC) sıfıra indi. Aktif adresler ekim 2025’te günlük 70’in üzerine çıkmışken artık ortalama 20 ila 30 seviyesinde. Borç alınan likidite de ocak 2026’da 200 milyon dolar ile zirve yaparken şimdilerde düşüşte.

Aave’in izin gerektirmeyen protokolü trilyon dolarlık işlemleri yönetiyor. İzinli RWA katmanı ise hâlâ yolunu bulmaya çalışıyor. Ancak kurumsal teminatların artık özel defterler yerine Ethereum üzerindeki DeFi protokollerine akması, işlerin nereye evrildiğine dair net bir resim sunuyor. Rakamlar, izinli ile izin gerektirmeyen blockchain’ler arasındaki tartışmanın galibini çoktan belirledi. Yani sermaye nereye akıyorsa, kazanan orası oluyor.